Şokolyat merkezde: Edebiyat, sanat ve sinema, tatlılık ana karakter olurŞokolyat sadece bir ürün değil. İkna, cazibe, rahatlama ve hatta ayaklanma sembolü. Şaşkınlık verici bir şekilde, sanatçılar, yazarlar ve yönetmenlerin sık sık dikkatini çeken bir nesne. Kültürde şokolyat uzun zaman önce sadece yemek olmaktan çıkıp, mетаfora, senaryo motoru ve hatta tam bir karakter haline geldi. Johanna Harris'in fantastik реализm tarzındaki ‘Şokolyat’ (1999) romanından, Roald Dahl’ın surrealistik dünyalarına, eski ustaların ince natюрмортlarından, Hollywood blockbusterlerine kadar şokolyat yaratıcıları on yıllardır etkiliyor. Bu makalede, şokolyatın ana rol oynadığı eserlere bir yolculuğa çıkacağız.Edebiyat: Dili dudaklarda eriyenEdebiyatta şokolyat sık sık sadece bir ayrıntı değil, aynı zamanda hareketin merkezindeki ana mетаfora haline gelir. En bilinen örnek, tabii ki Johanna Harris'in 'Şokolyat' (1999) romanıdır. Bu, Viann Roche ve kızı, geleneksel Fransız kasabası Lans-en-Vercors'ta bir şokolyat dükkanının açılmasıyla başlayan bir hikayedir. Burada şokolyat özgürlük, cazibe ve yalanın adaletiyle mücadele sembolü haline gelir. Magik реализm ve gastronomik duygusaliteyi bir araya getiren bu kitap, küçük bir zevkin yerleşik düzenleri nasıl yıkarını araştırır. Harris, şokolyatın sadece bir tatlılık değil, aynı zamanda insanlığını ve mutluluğu mücadeledeki bir silah olduğunu iddia eden bir hikaye oluşturdu.Şokolyat'ın merkezi rol oynadığı diğer bir edebiyat devi de Roald Dahl'dır. Tanınmış hikayesi 'Charlie ve Şokolyat Fabrikası' (1964) çocuk edebiyatının klasiği haline geldi. Ana karakter, şaşkın bir çikolata üreticisi olan Willy Wonka ve onun sihirli fabrikası, burada çikolata nehrileri, şekerli ağaçlar ve harika olamayacak kadar fantastik hadiseler yaşanır. Burada şokolyat sadece yiyecek değil, hayal ve magi ve iyi niyetin ödüllendirilmesi sembolüdür. Dahl'ın kitabı, Hariss'in romanı gibi, şokolyatı güçlü bir sembol olarak kullanır: biri için bu arzu gerçekleştirmenin yolu, ...
Читать далее