Alman ve Rus mutfağı: doygunluk ve sevgi dolu iki yaklaşımAlman mutfağı konuşulduğunda, aklımıza lezzetli sosisler, asidik lahana ve pürüzsüz kruvaslar gelir. Rus mutfağı, yoğun çorbalar, blinler ve piroglar ile ilişkilendirilir. İlk bakışta, bunların ortak noktası, doygunluk ve basit ama temel yemeklere olan sevgidir. Ancak bu dış görünüş benzerliği, iki tamamen farklı felsefe, iki tarih ve \"lezzetli yemek yemek\" anlamına gelen şeye iki farklı yaklaşımın arkasında gizlenmektedir. Alman mutfağı düzen ve sanat, Rus mutfağı ise ruh ve improvizasyondur. Ve bu da onların çekiciliğidir.Ortak: doygunluk, lahana ve ete verilen saygıBu iki mutfak geleneğini bir araya getiren şeyleri başından beri anlatalım. Öncelikle, yemeğe yaşamın önemli bir parçası olarak yaklaşımımızdır. Her iki ülkede de, yemek yemek sadece bir yemek yemek değil, aynı zamanda bir sosyal rütbedir. Almanlar ve Ruslar uzun öğünleri, bol porsiyonlar ve huzurlu atmosferi severler.En önemli ortak bileşen tabii ki lahanadır. Alman mutfağı, turşu lahanası (Sauerkraut) olmadan hayal edilemez, Rus mutfağı ise soğan çorbası olmadan. Lahananın her iki kültürde de sadece bir sebze olmadığı, bir tasarruf ve hasatın uzun kış boyunca saklanma yeteneğinin bir simgesi olduğu bilinir. Hem Almanlar hem de Ruslar yüzyıllardır lahanayı mayaladılar, tuzladılar ve turşuladılar, soğuk ayları atlatmak için. Bu ortak miras, iki mutfakı derin bir düzeyde bir araya getirir.İkinci önemli ortak element, et sevgisidir. Alman mutfağı, kolбасaları, schnitzel ve domuz bacakları ile ünlüdür. Rus mutfağı ise pelmenleri, kofteleri ve kavurmalı etle. Her iki gelenekte de et, öğünün temelidir, kalbi. ve hepsini uzun süre, saygı ile hazırlarlar. Bu iki mutfakta da et üzerinde tasarruf yapılmaz veya hızlı bir şekilde hazırlanmaz. Her zaman bir olaydır. Üçüncü ortak element de eştir. Almanlar, ünlü rujen ekmeğini (Roggenbrot) pişirirler — yoğun, koyu, asidik bir tadı olan. Rus siyah ekmeği de rujen, de asidik, de her öğünün temeli. Ekmek her ...
Читать далее