А.С. Пушкин'ın balıkçı ve balık hikayesinin anlamı: cimrilik, kader ve arzu bedeli hikayesi Россия'da Puskin'in yaşlı adam, yaşlı kadın ve altın balık hikayesini duymamış olan bir insan bulmak zor olacaktır. Çocukluğumuzda unutamayacağımız: «Yaşlı adam ve yaşlı kadını en mavi denizde yaşıyordu...» deriz ve sonra unutulmaz şekilde okuruz, yaşlı kadının önce bir kovuçuk, sonra bir ahır, sonra bir köylü soylusu, sonra serbest kraliçe ve son olarak deniz kraliçesi olmak istediğini. Ve her seferinde altın balık istekleri yerine getiriyordu, yaşlı kadın son çizgiyi geçince her şey yine parçalanmış bir kovuçğa geri döndü. Ancak Puskin'in bize gerçekten neyi söylemek istedi? Bu hikaye sadece cimrilik kötü bir şeydir, çocukluk öğütü mü, yoksa daha derin anlamılar saklı mıdır? Daha dikkatlice text'e bakalım — ve göreceğiz ki önümüzde sadece bir hikaye değil, hatta XXİ yüzyılda bile kaybetmemiş olan karmaşık bir felsefi hikaye. Ana moral: paralar değil, altın balıkta mutluluk Yüzeydeki anlam hikayenin açıktır: cimrilik olmasın, fazla almasın, sahip olduğunla yetin. Yaşlı kadının yolu köylüden kraliçeye kadar uzanır, ancak her yeni statü ona tatmin duygusu getirmez. İstekleri her zaman daha büyük hale gelir ve sonunda yine parçalanmış bir kovuçğa düşer. Ancak bu moral sadece bir katman. Eğer sadece "cimrilik yapma" ile sınırlanırsa, hikaye hızla unutulurdu. Ancak bu hikaye neredeyse iki yüzyıldır yaşıyor ve her okuyucu onda kendi şeyini bulur. Neden? Çünkü Puskin basit bir hikayeyi evrensel bir bağlamda yerleştiriyor: insan arzuları sınırsız, ancak olanaklar sınırlıdır. Ve bir zaman veya diğerinde "balık" artık taleplerine yanıt vermez, çünkü bu talepler sadece aşırı değil, aynı zamanda anlamsız hale gelir. Yaşlı kadının denize hakimiyet ve balığa hakimiyet istediği — yani tanrı olmak istediği. Ancak insan tanrısal özelliklerini eline geçiremez ve doğa ona gerçek yerini geri getirir. Bu, cimrilik ve kibirde bir sınıra geçilemeyeceği hatırlatmasıdır. Bu yüzden Puskin'in hikaye ...
Читать далее