Çağdaş fenomen «dede-uzurpasyonu»: Psikolojik ve toplumsal kökenler
Dede (genellikle annenin tarafında) aktif olarak babanın yasal temsilci ve yetiştirici rolünden çıkararak yerini almak isteyen durum, endişe verici bir aile senaryosudur. Bu, basit bir «karışıklık»ın ötesine geçerek, derin psikolojik kökenlere sahip sistematik bir disfunksiyona dönüşür. Bu sadece nesiller arası bir çatışma değil, bozuk aile sınırları ve çözülmemiş kişisel yaraların bir belirtisidir.
1. Psikolojik önkoşullar: Tamamlanmamış senaryolar ve narzisistik motivasyonlar
Proje ve tamamlanmamış ebeveyn hırsları. Dede, bilinçsizce kızı (çocuğun annesi) veya kendisi hakkında gerçekleştirilmemiş beklentilerini toruna yansıtabilir. O, «yeni bir yaşamı» yaşama çabası içinde olabilir, ancak bu sefer kendisi başrolde ve mükemmel bir baba rolü oynar. Bu, ona geçmişte yeterli olmadığı hissettiği kontrol ve öneme sahip olma duygusunu verir.
Narzisistik mükemmellik ve kontrol ihtiyacı. Dedenin davranışı, narzisistik genişleme bir formu olabilir. Torun, kendi başarısı, bilgeliği ve gücünü sergilemek için bir nesne haline gelir. Babanın yerine geçme, ailede merkezi ve değişilmez bir konum kazanmasına olanak tanır, bu da onun özgüvenini besler. Bu durumda, çocuğun gerçek ihtiyaçları ve babanın hakları göz ardı edilir, çünkü bu durumlar bu mükemmellik statüsüne bir tehdit olarak algılanır.
Erkekçi ile olan çözülmemiş çatışma (çocuğun babası). Çatışma açık (kızının seçiminin kabul edilmediği, kişisel düşmanlık) veya gizli, kızın üzerinde etkili olmak ve toruna etkisi yapmak için dayanışma temelinde olabilir. Dede, gelini «çocuk» olarak görebilir ve bilinçsizce onunla rekabet edebilir, aile hiyerarşisinde ilkeli ve başkanlık eden bir konum kanıtlamaya çalışabilir.
Çocuğa (toruna) olan simbiyotik bağ. Bu tür senaryolar, dede (annenin babası) ve kızı arasında önceden var olan aşırı yakın ve simbiyotik bir bağ ve belirsiz kişisel sınırlarla ailelerde gelişebilir. Torunun doğumu kriz haline gelir: kız artı ...
Читать далее