Bilinçli Çalışmacı Olmaktan Vazgeçme: Nasıl Kaçmak Bilmek ve Yaşamaya Başlamak Her çalışmacının hayatında bir noktada durup kendine sorar: «Bunu neden yapıyorum?». Bu soru boşuna değildir. Lenzden veya orta yaş krizinden doğmaz. Bitmeyen yorgunluktan, başarılarla doldurulmayan boşluğundan, hayatın sizi geçirmesini hissetmekten doğar. O zaman bir mucize veya felaket olur — bu, bakış açısına bağlıdır. Çalışmacı, bilinçli bir şekilde çalışmacılığı bırakmaya karar verir. Çünkü işten çıkarıldı, hasta oldu, değil, kendisini seçti. Bu red zafer değil, büyümedir. Göründüğünden daha zor ve kariyer zirvelerini fethetmek kadar cesaret gerektirir. Bilinçli red neden «verilmek» değildir Toplum, çalışmacılığı bırakmayı lence, zayıflık veya yenilgi ile karıştırır. Ancak bu böyle değildir. Bilinçli red, bir stratejidir. Bunu anlamak, sonsuz koşuun nereye götürdüğünü, «bir başka proje»nün sizi daha mutlu yapmayacağını, vücut kaynaklarının sonsuz olmadığını anlamaktır. Bu, deneyim ve yansıtma temelinde yapılmış olgun bir seçimdir, impulslara dayalı değil. Bilinçli bir şekilde çalışmacılığı bırakan bir insan, çalışmayı bırakmaz. Çalışmanın kölesi olmayı bırakır. Tutumunu değiştirir: «Yapmam gerekiyor»dan «Seçiyorum»a, «Sönüp de yaparım»dan «Yaparım ama kendimi korurum»a. Bu, miktarın kaliteye, dış değerlendirmenin iç değerlendirmeye geçişi demektir. İlk Adım: Sorununun varlığını kabul etmek Çalışmacı için, çalışma tutumunun sağlıksız olduğunu kabul etmek, bir uyuşturucu bağımlısının bağımlığını kabul etmek gibidir. Acı verici, utanç verici ve korkutucudur. Çünkü çalışmacılık toplum tarafından onaylanır. Çalışmalarınızı övülürsünüz, örneklenirsiniz, terfi edilirsiniz. Ve şimdi, «Artık böyle yapmak istemiyorum» deyince, anlaşılmazlık, kınamalar, hatta statü kaybetme korkusuyla karşılaşırsınız. Ancak, bu kabulle başlar. Kendinizle olan dürüstlüğe ihtiyaç duyar: «İşimi yapmak, durmak korkusundan değil, ilgi duyduğum için değil». «Zamanı doldurmak için çalışıyorum, düşünmek için d ...
Читать далее